Kitabın başından itibaren Allah’ın inananlara bir deneme olarak
verdiği çeşitli sıkıntı ve zorluklardan ve bunun karşısında müminlerin
gösterdikleri üstün ahlaktan bahsettik. Bu ahlakı gösterirken içlerinde
yaşadıkları şevkten, huzurdan, sevgi ve saygı hazzından söz ettik.
Fakat burada özellikle vurgulanması gereken bir nokta tüm zorlukların
yanında Allah’ın iman eden kullarına çok büyük güzellikler ve
kolaylıklar verdiğidir. Allah pek çok ayetinde salih müminlerin
işlerinde büyük kolaylıklar kıldığını bildirir:
Demek ki, gerçekten zorlukla beraber kolaylık vardır. Gerçekten güçlükle beraber kolaylık vardır. (İnşirah Suresi, 5-6)
… Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. (Bakara Suresi, 185)
… Ve seni kolay olan için başarılı kılacağız. (Ala Suresi, 8)
… Kim Allah’tan korkup-sakınırsa (Allah) ona işinde bir kolaylık
gösterir. Bu, Allah’ın size indirdiği emridir. Kim Allah’tan
korkup-sakınırsa, Allah, kötülüklerini örter ve onun ecrini
büyütür. (Talak Suresi, 4-5)
… Allah, hiçbir nefse ona verdiğinden başkasıyla yükümlülük koymaz.
Allah, bir güçlüğün ardından bir kolaylığı kılıp-verecektir. (Talak
Suresi, 7)
Tüm bu ayetlerden de anlaşıldığı gibi, Allah zorluk ve sıkıntıyla
karşılaşan müminlerin işlerini kolaylaştırmakta ve aynı zamanda onları
Katından bir yardımla desteklemektedir. Ayetlerde Allah’ın inananlara
meleklerle yardım ilettiği ve bunun da sadece bir müjde olması amacıyla
yapıldığı bildirilmektedir:
Andolsun, siz güçsüz iken Allah size Bedir’de yardımıyla zafer verdi.
Şu halde Allah’tan sakının, O’na şükredebilesiniz. Sen müminlere:
“Rabbinizin size meleklerden indirilmiş üç bin kişiyle yardım-iletmesi
size yetmez mi?” diyordun. Evet, eğer sabrederseniz, sakınırsanız ve
onlar da aniden üstünüze çullanıverirlerse, Rabbiniz size meleklerden
nişanlı beş bin kişiyle yardım ulaştıracaktır. Allah bunu (yardımı) size
ancak bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla tatmin bulsun diye yaptı.
‘Yardım ve zafer’ (nusret) ancak üstün ve güçlü, hüküm ve hikmet sahibi
olan Allah’ın Katındandır. (Ki bununla) İnkar edenlerin önde
gelenlerinden bir kısmını kessin (helak etsin) ya da ‘umutları suya
düşmüşler olarak onları’ tepesi aşağı getirsin de geri dönüp
gitsinler. (Al-i İmran Suresi, 123-127)
Allah meleklerle olan desteğinin yanında müminleri “görünmez
ordularla” da desteklemekte ve üzerlerine güven ve huzur duygusu
indirmektedir. Tevbe Suresi’nde Allah’ın bir zorluk anında Peygamberimiz
(sav)’e verdiği destek şu şekilde ifade edilmektedir:
Siz O’na (peygambere) yardım etmezseniz, Allah O’na yardım etmiştir.
Hani kafirler ikiden biri olarak O’nu (Mekke’den) çıkarmışlardı; ikisi
mağarada olduklarında arkadaşına şöyle diyordu: “Hüzne kapılma,
elbette Allah bizimle beraberdir.” Böylece Allah O’na ‘huzur ve
güvenlik duygusunu’ indirmişti, O’nu sizin görmediğiniz ordularla
desteklemiş, inkar edenlerin de kelimesini (inkar çağrılarını)
alçaltmıştı. Oysa Allah’ın kelimesi, yüce olandır. Allah üstün ve
güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (Tevbe Suresi, 40)
Yukarıdaki ayetlerde de belirtildiği gibi Müslümanlara bir deneme
olarak verilen zorlukların yanında çok büyük kolaylıklar da
sağlanmaktadır. Müslümanların bir birlik içinde hareket etmeleri,
herşeyin bir denemeden ibaret olduğunu bilmeleri, sonsuz ahiret yurduna
hazırlık içinde olduklarının şuurunda olmaları, aslında bu zorluklar
karşısında onlara verilmiş büyük birer kolaylık hükmündedir. Bunun
yanında Allah müminleri çok daha büyük bir güzellikle müjdelemektedir.
Peygamberlerin ve salih müminlerin hayatlarında da gördüğümüz gibi Allah
her zorluğun ardından inananlara mutlaka bir zafer, başarı ve galibiyet
vermiştir. Bu konuda Kuran’da verilen çok önemli bir örnek Hz. Yusuf’un
hayatıdır.
Hz. Yusuf önce küçük yaşında kardeşleri tarafından bir kuyuya
bırakılmıştır. Bu kuyuda onu bulan kişiler onu bir vezirin yanına köle
olarak satmışlardır. Ardından Hz. Yusuf’a yanında kaldığı vezirin eşi
tarafından haksız bir iftira atılmış ve bunun bir iftira olduğu herkes
tarafından bilindiği halde tutuklanıp, yıllarca hapiste tutulmuştur.
Hapis hayatı boyunca çeşitli zorluklarla karşı karşıya kalmış, fakat
güzel ahlakından asla taviz vermemiştir. Başına gelen her olayda Allah’a
yönelmiş ve böylece hapishane dönemi onun için bir güzelliğe
dönüşmüştür. Musibet ve zorluklar karşısında tevekkülü, teslimiyeti ve
Allah’a bağlılığıyla tüm inananlara örnek olmuştur. Allah bu üstün
ahlakının karşılığı olarak onu zindandan çıkarmış ve dünya hayatında ona
güç ve zenginlik vermiştir.
İşte bu nedenle Hz. Yusuf’un hayatında inananlar için çok güzel bir
örnek vardır. Allah zorluklar karşısında tevekkül ve sabır gösteren
kullarına mutlaka bir kolaylık ve güzellik vereceğini vaat etmiştir:
… Kim Allah’tan korkup-sakınırsa, (Allah) ona bir çıkış yolu
gösterir; ve onu hesaba katmadığı bir yönden rızıklandırır. Kim de
Allah’a tevekkül ederse, O, ona yeter. Elbette Allah, Kendi emrini
yerine getirip-gerçekleştirendir. Allah, herşey için bir ölçü
kılmıştır. (Talak Suresi, 2-3)
Bu örnekte de görüldüğü gibi Allah kullarını zaman zaman zorluklarla,
sıkıntılarla imtihan etmektedir. Ama imtihan edildiğinin bilincinde
olan, Allah’a teslimiyetiyle, karşısına çıkan her olaydan razı olan
müminler en büyük kazancı sağlamışlardır. Çünkü onlar bu dünyada
çektikleri sıkıntının, her türlü zor şartta gösterdikleri üstün ahlakın,
fedakarlığın, sabrın, teslimiyetin karşılığını ahirette kat kat
fazlasıyla alacaklardır. Belki bu dünyada birkaç dakikalık çekilen
sıkıntı, ahirette milyonlarca yıllık cennet hayatı olarak karşılarına
çıkacaktır. Kuşkusuz bu büyük vaadi bilen insanlar, tüm yaşamlarını
büyük bir şevk, huzur ve cennet gibi sonsuz güzelliklerle dolu bir
mekanı ummanın sınırsız heyecanı ve neşesi içinde geçirirler. Allah bu
insanların durumunu bir ayetinde şöyle haber vermiştir:
Ki onlar, yalan şahidlikte bulunmayanlar, boş ve yararsız sözle
karşılaştıkları zaman onurlu olarak geçenlerdir. Onlar, kendilerine
Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onun üstünde sağır ve körler
olarak kapanıp kalmayanlardır. Ve onlar: “Rabbimiz, bize eşlerimizden ve
soyumuzdan, gözün aydınlığı olacak (çocuklar) armağan et ve bizi takva
sahiplerine önder kıl,” diyenlerdir. İşte onlar, sabretmelerine karşılık
(cennetin en gözde yerinde) odalarla ödüllendirilirler ve orada esenlik
dileği ve Selam’la karşılanırlar. Orada ebedi olarak kalıcıdırlar; o,
ne güzel bir karargah ve ne güzel bir konaklama yeridir. (Furkan Suresi,
72-76)
(Öyle) Adamlar ki, ne ticaret, ne alış-veriş onları Allah’ı
zikretmekten, dosdoğru namazı kılmaktan ve zekatı vermekten ‘tutkuya
kaptırıp alıkoymaz’; onlar, kalplerin ve gözlerin inkılaba uğrayacağı
(dehşetten allak bullak olacağı) günden korkarlar. Çünkü Allah,
yaptıklarının en güzeliyle karşılık verecek ve onlara Kendi fazlından
artıracaktır. Allah, dilediğini hesapsız rızıklandırır. (Nur Suresi,
37-38)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder