İman edenlerin zorluklar ve sıkıntılar karşısında gösterdikleri
şevkli, heyecanlı, neşeli ve güçlü karakter, iman etmeyen ve Allah’ın
üstün kudret sahibi olduğunu bilmeyen bir kişinin kesinlikle
anlayamayacağı bir özelliktir. “Acaba bu kişilerin arkalarındaki güç
nedir?” diyerek şüphe dolu bir arayış içine giren inkarcılar,
inananların arkasındaki gücün ve tek yardımcının Rabbimiz olduğu
gerçeğinden gafildirler. Onlara göre insanın güçlü olması için arkasında
maddi bir dayanağı, güven duyduğu yakınları ve destek aldığı bir
çevresi olmalıdır. Bu nedenle de iman edenlerin gücünün arkasında hep
bir art niyet, farklı bir maddi kaynak ararlar. Oysa bu güç Allah’a,
kadere ve ahirete imanın, tevekkülün ve teslimiyetin bir sonucudur.
Peygamberlerin ve salih müminlerin hayatlarında bu gücün ve tevekkülün
çok güzel örnekleri bulunmaktadır.
Kuran’da zorluk zamanlarında gösterilen güçlü karaktere önemli bir
örnek, Hz. Musa’nın dinine iman eden büyücülerin Firavun’un öldürme
tehditi karşısında gösterdikleri üstün ahlaktır. Ayetlerde Firavun’un
iman eden büyücüleri ölümle ve işkenceyle korkutmaya çalışıp, doğru
yollarından engellemek için uğraştığı bildirilir. Fakat o, ordusunun ve
maddi gücünün onları korkutacağını sanarak çok büyük bir hüsrana
uğramıştır. Çünkü büyücüler Firavun’a verdikleri cevapta yalnızca
Allah’tan korktuklarını ve başlarına bir zorluk geldiğinde O’na yönelip
döndüklerini ifade etmişlerdir. Büyücüler Firavun’un tüm tehditlerine
rağmen Allah’a imanın verdiği teslimiyet ve tevekkülle bu yoldan
dönmelerinin mümkün olmadığını bildirmişlerdir:
(Firavun) Dedi ki: “Ben size izin vermeden önce O’na inandınız öyle
mi? Şüphesiz o, size büyüyü öğreten büyüğünüzdür. O halde ben de sizin
ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim ve sizi hurma
dallarında sallandıracağım. Siz de elbette, hangimizin azabı daha
şiddetliymiş ve daha sürekliymiş öğrenmiş olacaksınız.”
Dediler ki: “Bize gelen apaçık delillere ve bizi yaratana seni asla
‘tercih edip-seçmeyiz.” Neyde hükmünü yürütebileceksen, durmaksızın
hükmünü yürüt; sen, yalnızca bu dünya hayatında hükmünü yürütebilirsin.”
“Gerçekten biz Rabbimize iman ettik; günahlarımızı ve sihir
dolayısıyla bizi Kendisi’ne karşı zorlayarak-sürüklediğin (suçumuzu)
bağışlasın. Allah, daha hayırlıdır ve daha süreklidir.” (Taha Suresi,
71-73)
Kuran’da bu konuda verilen bir diğer örnek Hz. Musa’ya iman eden
gençlerdir. Ayetlerde Firavun’un tehditlerinden korkan insanların
Allah’a iman etmeyip, çok büyük bir kayba uğradıkları bildirilir. Fakat
bunun yanında Allah’tan başka hiçbir güçten korkmayan salih müminler
O’na iman etmiş ve Hz. Musa’nın gösterdiği yolu takip etmişlerdir.
Firavun ve önde gelenlerin eziyetleri, saldırıları bu gençleri hiçbir
şekilde engellememiştir:
Sonunda Musa’ya kendi kavminin bir zürriyetinden (gençlerinden) başka
-Firavun ve önde gelen çevresinin kendilerini belalara çarptırmaları
korkusuyla- iman eden olmadı. Çünkü Firavun, gerçekten yeryüzünde
büyüklenen bir zorba ve gerçekten ölçüyü taşıranlardandı. (Yunus Suresi,
83)
Kuran’da, Hz. Musa’ya iman eden bu salih gençler gibi, tüm müminlerin
de düşman topluluğuyla ya da şiddetli bir sıkıntı, zorluk ya da yokluk
ile karşılaştıklarında aynı teslimiyetli ve cesur tavrı gösterdikleri
bildirilir:
Müminler (düşman) birliklerini gördükleri zaman ise (korkuya
kapılmadan) dediler ki: “Bu, Allah’ın ve Resûlü’nün bize vadettiği
şeydir; Allah ve Resûlü doğru söylemiştir.” Ve (bu,) yalnızca onların
imanlarını ve teslimiyetlerini artırdı. (Ahzab Suresi, 22)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder